ofis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ofis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2013 Perşembe

ofis araçları ile alternatif intihar yöntemleri




bu sayımızda evvela ofis araçlarının ne olduğunu, genel kullanım amacında intiharınıza nasıl bir aracı olabileceğini işleyeceğiz. sonra ise yöntemin başarısızlıkla sonuçlanması için neler yapmamız gerektiğini konuşacağız.

ofis nedir?

---long pause---


ofis dediğimiz olgu, özellikle finans-borsa-bankacılık gibi fiktif ürünler aracılığıyla para pazarlayan sektörlerde hakim bir deyim. pardon deyiş. bu çeşit sektörlerde çalışan birinin kafasında ofis kelimesi zaten hemen tahayyül ertesi halini alıyor. 


ofislerde yaygın kullanılan kimi araç gereçler var. bunlardan en mühimlerini sıralamak gerekirse: kalem, zımba, delgeç, a4 kağıt, makas, separatör, bilgisayarı oluşturan donanım ve tekerlekli döner koltuk.

en basitinden başlayalım: kalem. kalem ne kadar pasif bir araç olarak görünse de atalar sözünü hemen hatırlamalıyız. "kalem kılıçtan keskindir." efendim, kalemin kılıçtan keskin olmasına gerek yok. bize gereken 12'li kutuda ve bu düzinelik kutuların bir destesinin yaklaşık 5 TL'den satılan cinsinden yalnız 1 (bir) adet. iğrenç bir mavi renge sahip olanlardan hani.
kalemin kapağını açıp arkasına takmak suretiyle mürekkebi yalayarak zehirlenmeye çalışabiliriz. biraz etkisiz bir yöntem gibi görünse de, uzun süre depoda beklemiş olanlarından birine denk gelirseniz ihtimaller sizin tarafınızda. en azından hastanelik olma ve bir günlük istirahat alma ihtimali.

zımbaya geçiyoruz. tel zımba, yapı itibariyle çok tehlikeli bir araç. muntazam kullanmamız gerekiyor bunu. 3-5 kağıdı zımbalarken yanlışlıkla baş parmağımızı da kağıtların arasına sokuşturmak suretiyle kangren tehlikesinin anne şefkatine sahip kollarında bulabiliriz kendimizi. 

"bilekleri zımbalamak" olgusundaki zımba aslında tel zımba değil delgeçtir.belirtelim. hangimiz yapmadı ki şu elim hatayı sorarım, bir kağıdı dosyaya takmak üzere delgeç ile delerken deliğin biri çok dışta biri çok içte şekilde sonuçlandırma hatasını? işbu hatanın kendisi intihar sebebidir zaten. hele aldığınız yazıcı çıktısının word dosyasını kaydetmediyseniz. gidin yarım saat daha oturup araştırma sonucunu yazın. gidin. bak hala duruyo.

körelmiş makas tam bir işkence aletidir. acılı ve ofiste bir ay dedikodusu dönecek bir intihar teşebbüsü istiyorsanız kör makas sizin için biçilmiş kaftan. tetanos tehdidi ise kabak tatlısı üstündeki manda kaymağı gibi.
bilgisayar donanımları ile sadece gözlerimizi bozmuyoruz, rezil baş ağrıları yüzünden ağrı kesicinin dozunu kaçırıp mideyi yıkatma evresine de geçebiliyoruz. ne klas!

pasif agresif yöntemlerden sayılabilecek klima ise, altında oturup zatürree olmayı beklemek için ideal. sonrasında en az 15 günlük istirahat almanız işten bile değil. (çocuklar, yaşlılar ve şeker hastaları evde denemesin.)



efendim, a4 kağıt ile işimiz çok kolay. alıp direkt bileğimizi kesiyoruz.


by songstonoone

***special thanks to Sarah***

12 Şubat 2013 Salı

kağıt bardak


eski işyerimde - pardon ofisimde - türk kahvesi hastası hanımlar vardı. (ofis kelimesine de hastayım) özgün olmaya çalışırken bayağılaşan hanımlardı bunlar. günümüz post-ergen takımının kezban olarak nitelendirmeyi hoş bulduğu cinsten hanımlar. düğünleri için kilo vermeye çalışan, sonrasında afedersiniz hayvan gibi hamurişine abanan ve birbirlerine sürekli yemek tarifleri verip yine sonrasında atkins, dukan diyeti gibi metotları uygulayıp yumurta kokarak gezen sarı röfleli hanımlar. üzerlerine sıktıkları parfümleri bilmem kaç yetaleye free shoptan getirten ve yine de yumurta kokan. markafoni com gibi sitelerden 16 parça bluzu yalnızca 59.99'a alıp sonra 15 parçasını iade eden. ve kocalarından, sözlülerinden yahut nişanlılarından jestler bekleyip kendilerinden zerre ödün vermeyen.
hah işte o hanımlar.
bunlar, ne sikime bir kafa ile olduğunu sonradan anladığım bir örgütlenme ile ortaklaşa para toplayıp yine 12 taksit artı 3 ay taksit erteleme kampanyası ile aldıkları kahve makinesinde her öğleden sonra türk kahvesi yapar ve höpürdete höpürdete içerlerdi. kahveyi yaparken elbet bana da sorarlardı. zira kıl tüy bi insan da olsam, insanları rahatsız eden bir tipim yoktur. uyumluyumdur. genelde. epey bir süre içmemekte direttikten sonra, sonunda sırf bulaşık yıkamamak için "ben karton bardakta içeyim dibi de benim olabilir farketmez" cümlesini kurarak tekliflerine, yüzümde hafif müstehzi bir gülümsemeyle iktifa ettim. haftalarca hem sessiz -aslında sinsice- koca bardak türk kahvesi içtim hem de hiç bulaşık yıkamadım.

kağıt bardak candır can. eve de aldım bim'den.



by songstonoone